Gülce

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar adım çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurum kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır

Ömer Lütfi Mete

UÇURUMUN KENARI

 

Aldatmak nedir? Romantik ilişkilerle ilgili gerek yaşamın içindeki, gerekse hekimlik ve psikoterapistlikteki deneyim ve tanıklıklarım arttıkça, ilişkiler ve aldatma hakkında keskin cümleler kurmanın, tanımlar yapmanın gitgide güçleştiğini söyleyebilirim. İhanet? Yalan? Sadakatsizlik? Hangi durumda, hangisine, hangi boyutta ise “aldatmak” diyeceğiz? Kim diyecek; ruh sağlığı çalışanları mı, hukukçular mı, sosyologlar mı? Romantik ilişkilerde aldatmanın tanımını bir cümle ile yapmak zorunda kalsam: “İlişki sürerken üzerinde uzlaşılan (öyle olduğu varsayılan) sadakat vaadinin yerine getirilmemesi, partnerin güvenini sarsacağını ve ilişkiyi tehlikeye atacağını bildiği halde bir davranışı sergilemek ya da gizlemek” derdim.

Aldatma ile ilişkili durumlar söz konusu olduğunda ister günlük yaşamda, ister bir sanat eserinde, ister psikoterapi odasında tanık olalım; her türden yaşantı, ön kabul, duygu, düşünce ve değerlendirme ile karşılaşmak mümkün. Sanılanın aksine her cinsiyetten, cinsel kimlik ve yönelimden, dilden, dinden, kültürden kısacası her varoluştan kimsenin aldatma ya da aldatılma deneyimi yaşayabildiğini biliyoruz. “Ben asla yapmam” diyenin de, “benim başıma asla gelmez” diyenin de yaşayacağı bir deneyim sadakatsizlik. Sadakatsizlik durumu ortaya çıktığında ise, insanların tahmin edilenin aksine ilişkilerini bitirmek değil; sürdürmek, “kurtarmak” yönünde gayret gösterdiklerine tanık oluyoruz. Bireysel terapi ya da ilişki terapilerinin kaçınılmaz gündemlerinden bir tanesi sadakatsizlik.

“Ben asla yapmam. Benim başıma gelmez. Cinsel mi? Zihinsel mi? Alışkanlık mı? Yenilgi mi? Affetmek mi? Genetik mi? Hainlik mi? Zaaf mı? İntikam mı? Aşk mı? Reva mı? …

*Sadakatsizlik yaşayanlara kulak verelim.

Çelişki

Ondan nefret ediyorum. Bunu bana, bize nasıl yapar? Onca yıl ben ona sadık kalmışken, evimiz ve çocuklarımıza adamışken kendimi. Şimdi nasıl olur da beni bırakıp gitmeye kalkar? Ben ben değilim. Tüm bildiklerimi unuttum. Neye inanacağımı, kime güveneceğimi nasıl seçeceğim? Bana tercih ettiği kişiyi merak ediyorum. Tüm gün detektifçilik oynuyorum. Bende olmayan ne var onda? Her ikisini de rezil edeceğim. Hem başına büyük bir şey gelsin, hatta ölsün istiyorum, hem de onsuz asla yapamazmışım gibi geliyor. Hem bana dokunmasından tiksiniyorum, hem de deli gibi sevişmek istiyorum. O benim canım. Hem de düşmanım.

Ödeşme

Öğrendiğimde deliye döndüm. Herkes yapar benim eşim yapmaz derdim. Kendimden bile çok güveniyordum. Yıkıldım. Etrafımda benle ilgilenen onca insan varken ben direnebilmiş, eşime sadık kalabilmiştim. Onu asla affetmeyecektim. İşyerimde bana uzun süredir ilgisi olan biri vardı. Onunla flörtleşmeye başladım. Bana kendimi çok iyi hissettirdi. Gururum tamir edilmiş gibiydi. Eşim çok pişmandı. İlişkimizi kurtarmaya, kendini affettirmeye çalışırken ben evde, diğeriyle mesajlaşıyordum. Eşim tahmin ediyor ama duyacaklarıyla nasıl baş edeceğini bilemediğinden soramıyordu. Onu öyle görmek hoşuma gidiyordu. Bana yaşattıklarını yaşamasını istiyordum. Bu flörtleşmeyi daha ileri götürmemeyi başarmak için kendimle mücadele verdim. Eşimin canını daha çok yakmak istiyordum. Sonunda eşimin yalvarmalarına dayanamadım. Evliliğimizle ilgili ne yapacağımıza karar vermek için bir terapiste gitmeyi kabul ettim.

Hırsızlık

30 yıllık karım, çocuklarımın annesi o. Onu üzecek bir şey asla yapmam. O kadınlar onun tırnağı bile olamaz. Ben ona bebekler gibi baktım. Hiçbir eksiklik hissettirmedim. Özel günler, hediyeler, seyahatler… Onu mutlu edecek her şeyi yaptım. Çocuklarıma da harika bir baba oldum. O bunları fazlasıyla hak etti, bana çok iyi bir eş oldu. Ama evliliğimizin ilk yılından beri hayatımda hep başka kadınlar oldu. Yetemediğinden değil. Bilemiyorum. Azgınlıktan da değil. Ne bileyim işte. Eşim kötü olduğundan diğerleri daha iyi olduğundan da değil. Diğer kadınlar, nedense onlar hep olmalılarmış gibi hayatımda. Bunca yıl “Eşim perişan olur, üzülür” diye ona bu evliliği bitirmek istediğimi hiç söylemedim, kendimi feda ettim. Artık bu evlilikte mutsuz olduğumu kabul ediyorum. Çocuklar da büyüdü ve şimdi boşanmak istiyorum. Hayatımda yine biri var. Eşime onu aldattığımı söyleyemem. “Boşanalım, sevgim bitti” dedim. Neye uğradığını şaşırdı. Yataklara düştü. Asla kabul etmiyor. İnsanın sevgisi bitemez mi? Nasıl olur da beni bırakmaz anlamıyorum. Zorla değil ya! Bitti diyorum işte, kabul etmek neden bu kadar güç? Mükemmel bir evliliğimiz varmış ve çok seviyormuş gibi davranarak onu kandırmakla, 30 yılını çalmakla suçladı beni. Seviyordum yalan değil, ama sadece onu değil.

Öfke

O kadar ilgisizdi ki; vardı ama yoktu. O derin yokluk duygusu, terk edilmişlik hissi… Elimden gelen her şeyi denedim. Onu o kapandığı mağarasından çıkaramadım. Defalarca terapiye gitmeyi teklif ettim. Kabul etmedi. Bazen bu durumda olmasıyla ilgili beni suçluyor, bazen de kendini/ilişkimizi düzeltmeyi deniyordu. Sonrası yine sağır sessizlik… O dönemde şimdi yüzüne bile bakmayacağım birinin ısrarlı ilgisine kayıtsız kalamadım. Elbette önce arkadaşça başladı. Duygusal bir boyut kazanacağını sezseydim buna asla izin vermezdim. Mesajlaşmalar, şarkılar, şiirler… Sanal bir ilişkiydi. Ötesine de gitmedi. Bir yandan suçlu hissederken, bir yandan da eşimin bunu hak ettiğini düşündüm ve bu “aşkı” yaşamaya hakkım olduğunu… İki yanlış bir doğru edermiş gibi! Sonra beni buna ittiği için de öfke… İçimden onu suçladım durdum. Burnunun dibinde mesajlaşıyordum. Farkında bile değildi. En son telefonumdaki bazı yazışmaları yanlışlıkla ona gönderene kadar. Terapistimin söylediğine göre kendimi ihbar etmiştim. Sonrası çok sancılı geçse de eşimin üstündeki ölü toprağı kalkmıştı.

Çapkınlık

Herkesin kocası yapıyor. Yapmayan mı var? Yeter ki burada yapmasın, duyulmasın da, önemli değil. Gitsinler arkadaşlarıyla, yurtdışında ne yapıyorlarsa yapsınlar. Erkektir ihtiyacı vardır. Âşık olmadıktan sonra, sadece cinsellikse benim için sorun yok. Elin üç paralık kadınları için yuvamı yıkamam. Ama evindeyken uslu durmasını bilecek. Kayınvalidem anlatıyor, eşimin babası da çapkınmış. Kadıncağız çok çekmiş. Gidip başka kadınların evinden topluyormuş kayınpederimi. Sahip çıkmış yuvasına. “Sonunda ben kazandım” diyor.

Gizlemek

Evlenmeden önce sadece bir kez geçmişti bu konu aramızda. Sadece bir şakalaşma idi. Eşcinsel olduğunu ima etmiştim, “neden olmasın” demişti? Kâle almamıştım. Şimdi ben çocuğuma bunu nasıl açıklayacağım. Üstelik aklım almıyor bir yıl öncesine kadar cinsel hayatımızda hiçbir sorun yoktu. Bunca yıl kocamın erkekliğinden hiç şüphe etmedim. Kendini alkole vermesi, odaya kapanıp sabaha kadar internette dolaşması, ayrı yemeye ve yatmaya başlaması ile başladı her şey. Babasını kaybetmesine vermiştim. Meğer erkeklerden hoşlanıyormuş. Beni neden istemediğini sorduğumda, kilo aldığım için beni eskisi gibi çekici bulmadığını söylemesini, beni suçlamasını hazmedemiyorum. Kendime çeki düzen vermek, onu kendime yeniden âşık etmek için neler yaptığıma inanamazsınız. Artık kadınlara çekim duyamıyormuş beyefendi. Bana sadık kalmış, hiç aldatmamış ama artık devam edemeyecekmiş. Eşcinsel olduğunu yıllarca gizlemek de aldatmak değil midir?

Cinsellik

Basit bir flört! Neden anlamıyor ki? Millet neler yapıyor yurtdışındaki bayi toplantılarında. “Eli elime değmedi” diyorum, yeminler ediyorum, “Saatlerce yazışmışsınız” diyor. Evet yazıştım. Ama sadece sohbetti bizimkisi. Cinsellik hiç olmadı ki! “Gece 2’den 4’e kadar yazışmışsınız” diyor, “Yazışmaları silmişsin”. “Üzülme diye sildim” dedim. İnanmıyor. Gizli saklı bir şey yok ki. Dertleşiyoruz sadece. “Ben sadece seni sevdim, bu aldatmak değil” diyorum inanmıyor.

Hastalık

Eşimin bipolar bozukluğu olduğunu doktorundan öğrenene kadar dünyam karanlıktı. O yaptıkları yenilir yutulur değil. Şimdi biliyorum, hastalıkta, manik atak sırasında oldu. Yine de hazmetmesi çok güç. Bir sürü yabancıyla… Şimdi bu travmayı atlatmak istiyorum. Ona belli etmiyorum. O benden perişan çünkü. Tekrar hastalanacak diye korkuyorum. Utanç ve suçluluktan, kapattı iyice kendini bana. Onu da kendimi de iyileştirmek istiyorum.

Sanal mı, gerçek mi?

Eşimle iki çift laf edemiyoruz. Ne zaman bir şey anlatmaya, sormaya kalksam eli telefonda, gözü televizyonda. Hep yorgun argın. Ne yapayım? Böylesi sevilmemek; ölüme terk edilmek gibi. Sosyal medyada çevirim içi bir oyunda karşımdaki kişiyle yazışmakla başladı her şey; “Azıcık yazışmaktan zarar mı gelir?” dedim. Evli olduğumu, ne kadar yalnız ve sevgisiz hissettiğimi anlattım. Telefonumu istedi verdim. Beni saatlerce dinliyordu. O kadar anlaşılmış hissettim, öyle bağlandım ki…Kötü bir niyetimiz yoktu. Yarenlik gibiydi bizimkisi. Kendimi yeniden bulmuş gibi oldum. Bir gün buluştuk. Bir çay içtik. O kadar. Komşu görmüş. Eşime demiş. Eşim geldi bastı bizi. Büyük rezillik çıktı. “Eşim beni kesin boşar” dedim. Aylarca bu konuyla yattık kalktık. “Ne buldun o adamda” diyordu, ne buldun? Adamda değil ki, kendimdeydi bulduğum. Eşimle terapiye gitmemiz, beni geri kazanmaya çalışması, yıllar sonra ilk kez sevildiğimi hissettirmesi… Bunlar mucize. Ama tüm bunlara benim yaptığım hatadan dolayı kavuşmak hala gücüme gidiyor.

Hak etmek

Karımla cinsel sorunlarım var. İsteksiz. Onun isteksizliği beni delirtiyor. Erkekliğim ölüp gidecek. Çok şey mi istiyorum? Yarı yaşımdaki, taş gibi kadınlar hasta bana. Arkadaşlarla takılıp, eve gece geç gidiyorum. Kadın uyumuş. İnsan kocasını beklemez mi? Ben de kızıyorum, evden gidiyorum iki üç gün başka yerlerde kalıyorum, araya reklam alıyorum tabi. Sonra dönüyorum eve. Belki özlemiştir. Yok! Arkasını dönüp yatıyor kadın. Hak etmiyor mu şimdi bu kadın aldatılmayı?

İhanet

Meral ile on yıl önce tanıştık. İlk görüşte aşk denebilirdi bizimkisine. İstanbul. Üniversite yılları. Ev arkadaşı diye çıktık eve, olduk hayat arkadaşı. Ona deli gibi aşığım. Beni sevdiğinden eminim. Hala “kadınım” diyor bana. Ama eli elime değmiyor artık. Sanki iki dost gibiyiz. Bir başkası olduğundan şüphelendim. Çok takip ettim. İşyerindekilerin ağızlarını aradım. Yok. Huyu suyu değişti. Önceden böyle değildi. Bedeninden rahatsız olmazdı. Şimdi onu çıplak görmemi istemiyor. Yani bilirsiniz işte, ikimiz de kadınız. Ama o daha erkeksi olmayı severdi. Anlamadığım şeyler. Şimdi erkek olmak istiyormuş. Yani ameliyat olacakmış. Onca yıl nasıl olur da saklar benden erkek olmak istediğini. Yıllarımı verdim ben ona. “Tamam” dedim, “benim için fark etmez, ben seni seviyorum”. “Hayır” diyor. Olamazmış, artık o değişmiş. Gizlice porno izlediğini, erkeklere baktığını görüyorum. Aldatmıyorum ki diyor? Bu ihanet değil de nedir?

Bile bile lades

Benden habersiz bunu yaptığına inanamıyorum. Tamam, ikimiz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Yıllar önce cinsel hayatımıza renk gelsin diye başka çiftlerle görüşmeye başladık. Her şey çok güzeldi. Buluştuğumuz evde yan yana odalarda cinselliği yaşarken hiç sorun yoktu. Hatta sabahları hep beraber kahvaltı bile ediyorduk. Geçen telefonunda mesajlaşmalarını yakaladım. Bizim haberimiz olmadan o evde bir kez buluşmuşlar. Bu kabul edilemez. Bu düpedüz aldatmak değil de nedir? Onu asla affetmeyeceğim.

Arzular

Onunla “tam bir ideal eş” diye evlendim. Güzel; hanım kadın, uysal ve yetenekli. İyi bir anne olacağından emindim. Beni hiç yanıltmadı. Cinsel olarak hiç çekmedi beni. Evlenmeden önce böyle olacağını biliyordum. Bizim oralarda öyledir, karısını aldatmayan yok ki. İlk ay başladım başka kadınlarla birlikte olmaya. Onlarla her tür zevki tadarken karımın bana sarılmasına bile tahammülüm yok. Hele de anne olduktan sonra. Bana bir kadın gibi değil bir anne gibi geliyor, onu arzulamıyorum. Salonda yatıyorum. Arada bir gönlü olsun diye sevişiyorum ama en ufak bir zevk almadan. Diğer kadınlarla öyle değilim. En son yakalandım. Eşim bir daha yapmamak kaydıyla affetti. Çocuklar var. Boşanmak istemiyorum. Onla da olamıyorum. Karıma âşık olmamın, en azından onu arzulamamın bir yolu yok mu? Ya da diğer kadınlardan kurtulmanın?

Affetmek

Karımın beni aldattığını biliyorum. Bunu ona soramam. Asla kendisini affetmez. Bunu bildiğimi söylersem o evde nasıl kalırım? Ondan ayrılmam gerekir. Onu seviyorum. Ondan ayrılmak istemiyorum. Onu geri kazanmak için mücadele edeceğim.

Özgürlük

Açık bir ilişki yaşıyoruz. Birbirimizi kısıtlamıyoruz. Ömür boyu tek bir kişiyle birlikte olmanın mümkün olmadığına inanıyoruz. Birbirimize olan tutkumuzu canlı tutuyor bu. Kıskançlık oluyor elbette ama yıkıcı değil. Kendimize koyduğumuz kırmızı çizgilerimiz var tabi, öyle gelişigüzel ilişkiler yaşamıyoruz, aslolan bu ilişkimizi korumak. Bize özgü bir sadakat anlayışı diyebiliriz buna.

O mu, ben mi?

Kocamı bırakamam. O en kötü günlerimde yanımda oldu benim. Hayat arkadaşım. Ama başından beri neredeyse hiç cinsellik yaşamadık. Sadece sarılıp yatıyoruz. Otuz yıldır. Şimdi fark ediyorum kadınlığımı, cinsel olarak çekiciliğimi. Kendimden yedi yaş küçük biri var. Sözde arkadaşça görüşüyoruz. Yanıp tutuşuyorum onun için. Suçluluk duygusundan ölebilirim. Bunu kocama nasıl yaparım? Bir ilişki yaşamamak için kendimi zor tutuyorum. Rüyalarımda onu görmek bile bana eşimi aldatmak gibi geliyor. Bu durumdan kurtulmak istiyorum. Aynı çekimi kocama duymamın bir yolu yok mu? Cinsellik bir zaaf mı? İlk defa kendimi hayatta ve canlı hissediyorum. Yaşadığım mutluluk ile kocama vefa arasında bir seçim yapmak zorunda kalmaya dayanamıyorum.

Tercih edilen olmak

Eşim beni aldatınca, boşanma sürecimde arkadaşım ve eşi bana çok destek oldular. Birlikte çok zaman geçirmeye başladık. Bir gece onlarda arkadaşımın kocası beni teselli ederken aramızda elektriklenme oldu. Sonra baş başa da görüşmeye başladık. Kendimden nefret ediyorum. Bir kadının bana yaşattığı acının aynısını ben arkadaşıma yaşatıyorum. Çocuklarım olmasa ölmeyi bile düşünebilirdim. Ayrılamıyorum da. O da ayrılmıyor karısından. Ayrılsın, yuvaları yıkılsın da istemiyorum. Bende ilişki bağımlılığı mı var, neden gidemiyorum bu adamdan? Bu kez aldatılan değil de tercih edilen olmak mı hoşuma gidiyor?

Yenilgi

İlişkimiz başladığında evli olduğunu bilmiyordum. “Karımla mutlu değilim” diyordu. Hiçbir yerde davette beraber fotoğraflarını göremezdiniz. Çocukları da çoktan büyümüş. Alacak verecek işleri mi varmış, şirket borçları mı varmış ne, o nedenle kâğıt üzerinde evli kaldıklarını söylemişti. İlk başta ne boşanmasını istedim, ne de onla bir hayat kurmayı istediğim vardı. Hatta belki ayrılırım diye düşünmüştüm. Onunla birlikteyken onu unutmak için başkalarıyla oldum ama nafile; olmuyor, yıllar oldu bırakamadım. Son zamanlarda onunla birlikte bir yaşam sürmek istediğimi fark ettim. Baskı yapmaya başladım “Ya ayrılalım, ya da boşan” diye. Birden aslan kesildi. “O bana emanet ben onu boşayamam” demez mi? Sonra kadın öğrendi benim varlığımı. O da baskı yapıyor şimdi, evine dönsün diye, yıllardır umurunda olmayan kocası kıymete bindi. Ne yapacağımı şaşırdım. Bu yenilgi hissi ile baş edemiyorum, bu ilişkiden kurtulmak istiyorum, ama nasıl?

Reva

Yıllar öncesinden âşıktık biz. Beni ona vermediler. Zorla şimdiki kocamla evlendirdiler. İki çocuğum oldu. Bir süre sonra o da başkasıyla evlendi. Onu hiç unutamadım. Kocamı da sevemedim. Sevmediğin biri ile yaşamak, aynı yatağa girmek çok zor. Yıllar sonra yeniden karşılaştık. Bir kahve içmekle başladı her şey. Bir ev tuttuk. Orada da zaman geçirmeye başladık. Sekiz yıl oldu. Böyle ikili hayatı yaşamak reva değil ama başka çaremiz yok.  Kimse kimsenin yuvasını yıkmak istemiyor. Ailelerimize karşı sorumluluklarımız var. Boşanıp da dilediğimiz hayatı yaşayamıyoruz. Birbirimizi eşlerimizden kıskanmıyoruz, her ikimiz de eşlerimizi memnun edecek kadar cinsellik yaşıyoruz, istemesek de. Ama aramızdaki aşk, cinsellik ve tutku bambaşka, ilişkimiz ortaya çıkacak, birbirimizi yeniden kaybedeceğiz diye ödümüz kopuyor.

Suçluluk

Metres dedirtmek ister miyim kendime? Kaç kez ayrıldım ben bundan. “Git karına” dedim. Yuva yıkan olmak ister miyim? Benim de evlatlarım var. Çok suçluluk duyuyorum. Bir kuruşu geçmez boğazımdan. Eski eşim şiddet uygulardı. Ondan bıçak keser gibi ayrılmıştım, onca mülkten vazgeçip. Bu adamda ne buluyorum bilmiyorum. Günaha girmek de istemiyorum. “Bu aldatmak değil” diyor, “sen benim ikinci eşimsin, dilersen imam nikâhı kıyalım”. Ben sevmediği halde bir adam neden boşanmaz ve sevdiği kadına kavuşmaz onu anlamıyorum. Onca bekâr adam varken niye buna âşık oldum kendimi de anlamıyorum.

Aşk

Aşkı hak etmiyor muyum? Kocamdan o istemeden boşanamam. Kabul etmiyor. Bana zorluk çıkartır. Maddi, manevi çökerim. “Çocuğu vermem” diyor. Yaşı küçük mahkeme bana verir. Ama görünürde bir sorun ya da şiddet yokken, çocuğumu nasıl babasız bırakırım? Bunu kendi zevklerim için yapamam. Kime nasıl açıklarım? Ne yani “aşk bitti başkasına âşık oldum, babanı o yüzden boşadım, sen de o yüzden babasız kaldın” mı diyeceğim? Aldatmak da ahlaklı değil biliyorum. Bunun vebalini düşündükçe, aklımı kaçıracak gibi oluyorum. Onsuz da yapamıyorum. Eşim de başkasına âşık olsun diye dua ediyorum. Hiç kimseyi üzmeden bu meseleyi çözmenin bir yolu olsa keşke…

Alışkanlık

Evde iki yabancı gibiyiz. Sanki o tutkulu aşk gitti yerini ölüm sessizliği aldı. Pek çok arkadaşımın sevgilileri var. Bu durumu olağan karşılıyorlar. “Karda yürü izini belli etme” diyorlar. Ama asla o taraklarda bezim olmaz. Yani olmazdı. Buna nasıl izin verdiğimi bir türlü aklım almıyor. Bir iş seyahatinde alkolün de etkisiyle, ne olup bittiğini anlamadan… En çok da kendime ihanet etmiş hissediyorum, kendi değerlerime… Ama şunu biliyorum ki, yıllar sonra ilk kez kendimi canlı hissettim. Bundan sonrasını kontrol edemem, alışkanlığa dönüşür diye çok korkuyorum.

Yeni başlangıçlar

Pişman mıyım? Değilim. “Yine olsa yine yaparım” da diyemem. Çok utanıyor, suçlu hissediyorum. Eşimin bir gözyaşına değmez hiçbir şey. Nasıl yaptım bilmiyorum. Sanki onca zaman boyunca kendimde değildim. Her şey hayal meyal, öyle bulanık ki… Bunu yapan benle, şimdiki ben asla aynı kişi değiliz. Başımıza gelen bu belaya, öyle denir mi, denmez ama neredeyse “İyi ki olmuş” diyeceğiz. Bu bizi öylesine birbirimize kenetledi ki evliliğimiz kurtuldu. Aslında o evlilik bitti de biz iki yeni insan olarak yeniden evlendik sanki.

*Bu yazıda geçen anektotlar kurgulanmıştır.

Bu yazı Psikeart Dergisi Aldatma sayısında yayımlanmıştır.