ESKİ ve YENİ NESİL BABALIK

Toplumsal cinsiyet rolleri bakım rolünü kadına atfettiğinden; geçtiğimiz yüzyılda çocuk gelişimindeki olmazsa olmaz etkileşimin anne-bebek ilişkisi olduğu vurgulanmıştır. Oysa günümüzde bebeklerin bakım veren rolündeki diğer kimselere de çoklu/eş zamanlı bağlanma deneyimlediği gösterildi. Anne, baba, bakıcılar, nineler, dedeler, kardeşler ile bebek arasında bağlanma gerçekleşebilmektedir. Çocuğun fiziksel ihtiyaçların yanı sıra ruhsal gereksinimlerine de ilgi gösteren; şefkatli, empatik, oyun oynayan; birbiri ile ilişkileri de sağlıklı olan ebeveyn figürlerine ihtiyacı vardır.

Günümüzde babanın çocuk gelişimindeki rolü ve önemine ilişkin çalışmalar gitgide artıyor. Sanılanın aksine baba-bebek bağlanması doğumdan çok sonra değil, gebelikte başlayıp, yaşam boyu sürüyor. Babaların eşleriyle sağlıklı iletişimleri ve ruhsal iyilikleri çocuklarıyla ilişkilerini ve sağlıklı bağlanma sürecini olumlu etkiler. Sağlıklı bir baba-çocuk etkileşimi; çocuğun yaşam boyu sosyal, duygusal beceriler ve sağlıklı ikili ilişkiler geliştirmesini destekler; olası davranışsal ve psikolojik bozuklukların gelişmesi riskini azaltır. Babaların çocuklarına davranışları, çocukları büyüdüğünde onların ebeveynlik ve eş olma işlevleri ve partner seçimleri açısından rol model olacaktır. Babaların çocuk gelişiminin her aşamasında etkin rol alması; herhangi bir cinsel varoluştan çocuklarıyla, ayrımcılık yapmadan, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından rol model olacak nitelikte, dengeli ilişkiler kurması önemli ve gereklidir.

Ülkemizde babaların yarısı çocuklarıyla hiç oyun oynamıyor, yüzde doksandan fazlası çocuk bakımını annenin sorumluluğu olarak görüyor. Kuşkusuz bu durum babaların kendi çocukluk deneyimlerinin bire bir yansımasıdır. Ebeveynler çocuklarının gelişim aşamalarına tanıklık ederken, kendi çocukluk travmalarını anımsayabilir; donuk, kopuk, çaresiz, kaygılı ya da ürkütücü davranışlar sergileyebilir. Kendisi şiddet gören ya da şiddete tanık olan oğlanlar büyüdüklerinde şiddet uygulama eğilimindedir. Annesinin şiddet gördüğüne tanık olanların %40’ı şiddet içeren bir ilişki kurar. Kendi içsel çatışmalarını, bireysel çabalar, eşlerinin desteği ya da psikolojik destek alarak çözen babalar; ruhsal iyiliğe kavuşur; çocuklarıyla şefkat dolu, doyumlu ilişkiler kurar.

Toplumsal cinsiyet rolleri kadına şefkatli, bakımveren ve ilgili ebeveyn; erkeğe de sevgisini göstermeyen, otoriter, mesafeli rolünü atfeder. Geleneksel rolleri reddeden erkek, “erkekliği” sorgulanarak toplumca yıpratılır, “kadınsı” denilerek değersizleştirilir; eş ve çocuğuyla ilişkisi zedelenir. Erkeğe atfedilen roller sakıncalı, kadına atfedilenler ise her iki ebeveyn için gereklidir. Toplumsal cinsiyet rollerinden özgürleşmek kolay olmasa da; yaşamın her alanında eşitlik, iş bölümü ve dayanışma; sağlıklı nesiller için esastır. Gün geçtikçe pek çok kadının kamusal alanda, üretimde rol aldığını; erkeklerinse ev işleri ve çocuklarının bakımlarını üstlendiğini; yemek yedirme, alt değiştirme, uyutma, oyun oynama gibi pek çok görev ve etkileşimde rol aldıklarını görmek son derece sevindiricidir.

Artık “annelik-babalık” görevleri ve “kadın-erkek” rolleri olarak sınıflandırmaktan uzaklaşıp; “ebeveynlik” görevlerine odaklanmalıyız. Boşanmış ailelerde de her iki ebeveynle de; geleneksel rollerden bağımsız, nitelikli etkileşim sürdürülmelidir.

*Bu yazı Bizim İzmir Dergisi Haziran 2019 saysında yayımlanmıştır.