Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Yaş

Günümüzde sosyal bağların zayıflamasının depresyon riskini belirgin artırdığı bir başka kesim ise “Yaşlı nüfus”tur. Geriatride artık yetmişli yaşlar; “erken yaşlı” ya da “genç yaşlı” sınıflandırmasında yer alıyor.

Bilim alanındaki ilerlemeler insan ömrünü epeyce uzattı. Bu yüz güldürücü gelişmeler her şeyde olduğu gibi beraberinde bedellerini de getirmekte gecikmedi. İnsan ömrünün uzaması ve olumsuz yaşam koşullarına bağlı olarak bedensel hastalıkları daha fazla görmekteyiz. Eskiden erken yaşta ölümlere sebep olan hastalıkların tam tedavileri bulunmasa da hastalıklar ilaçlarla kısmen kontrol altına alınmakta ancak süreğenleşmektedir. Hem hastalıkların bedene verdiği hasarlara hem de bu hastalıkların tedavilerinde kullanılan ilaçların yan etkilerine bağlı olarak depresyon sıklığında artış gözlenmektedir.

Çalışma hayatından erkenden ayrılma, emeklilik, hayat arkadaşlarını, yakınlarını ve de akranlarını yitirmek, pek çok yeti yitimi, kayıp ve bedensel hastalıkla baş etmeye çalışmak, çok sayıda ilaç kullanımı, yalnızlık, hobilerden ve keyif verici etkinliklerden uzak kalmak depresyon için risk etkenleri arasında sayılabilir.

Günlük yaşamın koşturmacası sırasında ileri yaşlarına ekonomik, duygusal ve bedensel yatırımlar yapmayan, sosyal çevresi ile sağlıklı bağlar kurmayan, yeni bilgiler öğrenmeyi ve öğretmeyi, üretmeyi sürdürmeyen, sağlıklı beslenme ve sporu önemsemeyen, özetle “aktif yaşlanma” felsefesini benimsemeyen kişilerde ileriki yaşlarda depresyon görülme riski gitgide artmaktadır.