Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Ruhsal doyum

“İsteksizlik”, “hevesini yitirme”, “haz alamama”, “yaşamanın anlamını yitirme” depresyonda en sık rastladığımız yakınmalardan. Bir söyleşide ‘doyumsuzluk’ ile ilgili şu cümleleri kurmuştum: “Motivasyonu her ne olursa olsun, günümüzde herkes hep meşgul. Bir türlü doyuma ulaşılamayan, keyif alınamayan koşuşturmacalar içindeyiz. Bilim ve teknoloji alanında ilerledikçe, keşiflerimiz ve yapabildiklerimiz arttıkça, eksikliğimizin ve hiçliğimizin bir o kadar farkına varıyor, kabullenemediğimiz bu gerçeğe “sürekli meşgul” hallerimizle umarsızca meydan okuyoruz. Bu yanılsamanın bir uzantısı olarak, sahip olduğumuz her şeyi ve geleceğimizi, yaşamımızı bu tempoya borçlu olduğumuzu sanmaya başlıyoruz. Sanki çevirmeyi bırakırsak düşüp ölecekmişiz gibi, meşguliyet bisikletlerimizin pedallarını durmaksızın çeviriyoruz. Ne zaman ve nerede durmamız gerektiğini asla kestiremediğimiz gibi, bitkinlik ve telaştan seyrin keyfini de çıkaramaz durumdayız”. İşte tam da bu noktada kayıp ve yas tepkisinden, depresyondan bahsedebiliriz. Yani ödenen bedeller karşılığında erişilemeyenler, doyum alamama, amaç ve anlamdan uzaklaşma ve tükenmişlik. Depresyon riskinden korunabilmek için doyum alabileceğimiz bir yaşam biçimini sürmenin yollarını keşfetmeliyiz.