Depresyon sıklığındaki artış nedenleri: Arz ve talepler

Tüketim toplumunun sundukları ve talep ettikleri, sosyal medyada paylaşılan özendirici, albenisi yüksek paylaşımlar ve hız, özellikle gençlerin başını döndürmektedir. Henüz gerçeği değerlendirme yetileri ve yürütücü işlevleri tam gelişmemişken gençler, kendilerinden ve ailelerinden gerçekçi olmayan beklentilerin içine girmektedirler. Aileler de öyle…

Herkes “Her şeyde en birinci” olmanın peşinde, nasıl olursa olsun, ama olsun! Günümüzde ağırlığını geçmişte hiç olmadığı kadar hissettiren başarı, mükemmeliyet ve skor odaklı tektipleştirici eğitim sistemleri, acımasız ve haksız rekabet koşulları, aşırı talepkar aile ve toplum yapısı, gençlerin oldukça bocalamalarına neden olmaktadır.

Özellikle gelişimsel farklılıkları olan, yaygın gelişimsel bozukluk, özgül öğrenme güçlüğü, disleksi, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan ya da üstün yetenekli çocuk ve gençlerin temel eğitimlere ek olarak tamamlayıcı eğitim desteklerine ve özel yaklaşımlara gereksinimleri vardır. Gelişimsel özelliklerine ve yeteneklerine bakılmaksızın, akranlarıyla benzer eğitimler alarak benzer performans gerçekleştirmelerinin beklenmesi, kariyer hedeflerine ulaşabilmek için akranlarıyla aynı sınavlara girmek zorunda kalmaları gibi nedenlerle çocuklarımız ağır depresyon ve anksiyete bozukluğu yaşayabilmektedirler. Eğitim hayatlarını yarıda bırakma, alkol madde kullanımı, dijital bağımlılık, yeme bozuklukları ya da intihar riski bu yaş grubunda depresyona sıklıkla eşlik etmektedir. Üstelik tüm bunlar erişkin yaşamdaki yineleyici ya da süreğen depresyonun habercisidirler.