Bilişsel Davranışçı Terapi’yi Anlamak ve Anlatmakta Metaforlar

Uzm. Dr. Arzu Erkan Yüce

Psikiyatrist- Psikoterapist

Dr. Öğretim Görevlisi

İstanbul Kültür Üniversitesi

Bilişsel Davranışçı Terapiye (BDT) göre değişimin sağlanabilmesi, biliş ve davranışların değişmesi ile mümkündür. Seans sırasında ortaya çıkan duygular ve duygulanım oldukça önemlidir çünkü bunlar otomatik düşüncelere o anda ulaşmayı sağlar. Seans sırasında ortaya çıkan bu tür bilişlerin (hot cognitions) ele alınması ve dönüştürülmesiyle, daha etkili sonuçlar elde edilir. Sağlanılan duygusal uyarılma ile rahatsızlığa yol açan bilişler yakalanarak sınanmaları kolaylaşır ve daha kalıcı değişikliğe zemin hazırlanır. Metaforların kullanımı duyguların ve bilişlerin ortaya çıkış ve ifadesini kolaylaşmakta, danışanın farkındalığı ve işbirliğini artırmaktadır. İşlevsel olmayan bakış açısını değiştirmeye metaforik örneklerin katkısı, doğrudan anlatımlara kıyasla daha fazladır. Bu dolaylı anlatım ayrıca, otoriter bir terapi ilişkisinden uzak, eşitlikçi bir terapötik ilişki sağlar. BDT’nin danışana tanıtılması, bilişsel modelin anlatımı, ABC modelinin öğretilmesi, bilişsel yanlılıkların keşfi, ara inanç ve temel inançların açıklanması, kar zarar analizi gibi özgül tekniklerin pek çoğu için de metaforların kullanımından yararlanılmaktadır. Ayrıca metaforlar, terapinin ileri aşamalarındaki bilişsel ve davranışçı uygulamaların danışan tarafından benimsenmesinde ve uygulanmasında da oldukça yardımcıdır. Bir seansta kullanılan bir metafor danışan tarafından da kanıksanıp işlev gördüğünde, aynı metafor diğer seanslarda da zenginleştirilerek kullanılabilmekte, terapötik etkinlik ve süreklilik artmaktadır. Bu sağlandığında bazen o metaforu işaret eden tek bir kelime, birkaç paragrafın yerini tutmakta ve geçmiş seanslarda kazanılan birikimin o sırada hatırlanıp güncellenmesine aracı olmaktadır. Dış dünyada duyumsananların sonucu olarak bilişsel yapılar, dilin kullanımı ve yaşantılar zihinde metaforik olarak düzenlenmektedirler. Nörobiyolojik araştırmalarda ve çeşitli fMRI çalışmalarında metaforların spesifik nöronal mekanizmalar üzerinden işlem görmekte olduğu gösterilmiştir.

Bu yazıda BDT etkinliğini artırmada metaforların işlevleri ve klinik kullanımına örnekler aktarılacaktır.

Metafor nedir?

Metafor en yalın haliyle simgesel anlatım demektir. Yunanca metaphorá; 1. aktarım, başkalaşım, 2. Bir sözcüğü doğal anlamı dışında kullanma; anlam kaydırması, başkalaştırma anlamlarına gelir.1 Burada kast edilen sözcüğün ilk anlamı dışında “bir yere”, “değiştirilerek taşınması”, yeni bir anlama kavuşmasıdır. Dilimize kısaca mecaz olarak girmiştir: 1. Bir ilgi ya da benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz, 2. Bir kelimeyi ya da kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, olarak açıklanmıştır.2

Amundsonmetaforu; birbiriyle ilişkisi gözükmeyen iki düşüncenin bir arada kullanılarak anlamları üst üste getirildiğinde, tanımını ödünç olarak bir diğerine vermesi olarak tanımlamıştır.3,4 Metafor; sözcükler, imgeler, semboller, duygular, tavırlar ve hareketlerin her birini içerebilen bir iletişim modelidir.5 Kısaca metafor; bir konuyu başka bir biçimde, dolaylı olarak ifade etme sanatıdır. Düz dille söylenecek olanı beş duyuyla duyumsanabilecek bir anlatıma dönüştürür metafor. Aristo şöyle demektedir: “Metaforun efendisi olmak en önemli şeydir. Metafor, dehanın göstergesidir çünkü iyi bir metafor, farklılıkların içindeki benzerliğin sezgisel olarak algılanmasını içerir. Sıradan kelimeler zaten bildiklerimizi iletirler, metaforlar yolu ile yeni şeylere tutunuruz.”6,7

Metaforlar antik çağlardan bu yana, önce dil bilim ve felsefe alanlarında, sonra sanat, edebiyat ve eğitim kullanılmaya başlanmıştır. Kültüre özgü metafor kaynakları düşünüldüğünde akla genellikle masallar, kısa hikayeler, fıkralar, atasözleri, ritüeller gelir. Doğuda klasik kelam, fıkıh ve hikmet ilimlerinde metafor karşılığı olarak emsal ve kıssaları görürüz. Metaforların sadece aktarmaktaki gücü değil, iletişimdeki ve değişimdeki pek çok işlevi psikoterapilerde hem danışan tarafından hem de psikoterapist tarafından kullanılan önemli bir araç olmasını sağlamıştır.

Bir durum karşısında boşa çabalamanın anlamsızlığını ifade etmek için: “Yanlış trene bindiysen, koridorda ters yöne koşmanın yararı yok.”, ağır depresyondaki yetersizlik duygusunu anlatmak için: ‘’Aynada kendime baktığımda kocaman bir sıfır görüyorum’’, değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul etmenin ya da istenmeyen bu durumlarla baş etmenin yollarını tarif etmek için: “Hayat Twitter gibidir. İnsanların ne yazdıklarını kontrol edemezsin. Onları ‘’Follow’’ ya da ‘’Unfollow’’ edebilirsin.”, olayları kendi bakış açımızla yorumlayışımızdaki yanlılığı anlatmak için: ‘’Kuyuya üflüyorsun hikayeyi, o kovasıyla çekiyor dilediğini’’, anda kalmanın önemine işaret etmek için: ‘’Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti! Yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür!’’ vb. ifadeler kullanırız. Bu ifadelerin sayfalarca yazıya, dakikalarca konuşmaya eşdeğer bir hızı, çarpıcılığı ve anlatılmak isteneni yaşantısal olarak aktarmaktaki gücü açıktır.

Metaforların Terapideki İşlevleri

Metaforlar güzel söz söyleme sanatı, ilgi çekici örneklerden, yol gösterici öğütlerden çok daha fazlasıdır. Metaforlar hem danışanın hem de terapistin zihinsel düzlemine kolayca, çabuk ve etkili bir şekilde erişebilmeye yarayan yapılandırıcı, kavramsal araçlardır. Motivasyonu artırmak; terapötik ilişkiyi güçlendirmek, olaylara dışarıdan yeni bakış açılarıyla bakmak ve sorunu yeniden tanımlamak, çözüm önermek, değişime ve eleştiriye direnci düşürmek, gerilimi azaltmak, içgörü geliştirmek, yüzleştirici ama tehdit edici olmayan bir ortamda, didaktik ve hiyerarşik olmayan bir biçimde, danışanların kendilerini ve sorunlarını keşfetmelerini ve yeni çözümler üretmelerini sağlar.4,5,7,8,9

Metafor danışanın zihninde görsel ve somut girdiler oluşturur, anlamı canlı ve belirgin kılarak yaşantısal bir tepki oluştur.9 Duygu ve bilişlere hızlı erişim sağlar. Çünkü soyut ve karmaşık kavramlar daha az tehdit edici ve daha anlamlı hale dönüşmektedir.10

Metaforlar karmaşık duyguların ifadesine yardımcı olurve danışanın yaşantısı ile ilgili olduğu ve yaşanan karmaşıklığı azaltabildiği oranda etkindir.8,11 Kolay hatırlanırlar ve daha sonraki seanslarda aynı konuya işaret etmek için pratik bir şekilde tekrar tekrar kullanılabilirler. Örtük birtakım varsayımları ortaya çıkarmak ve yüzleştirmek için ideal araçlardır.

Bilgi İşleme Sürecinde Metafor

Yaşantı; düşünce, duygu ve dilin ortak ürünü olarak görülmektedir.12 Dil ve düşünce arasında bir ayrım yapmak zordur. Metaforik düşünmenin primer olduğu ve beynin mimarisi tarafından koşullandığı öne dürülmektedir.13 Dış dünyada duyumsananların sonucu olarak bilişsel yapılar, dilin kullanımı ve yaşantılar metaforik olarak düzenlenmektedirler. Lakoff; yeni yaşantıların bedensel olarak duyumsanması ve anlam yaratılması sonucu edinilen somut bilginin bilişsel yapılarda işlenmesi sonucu kavramsal sisteme soyut olarak yerleştirilmesine haritalama (mapping) adını vermektedir.12 Haritalama, olayları yorumlama ve anlamlandırmada bilişsel rehberlik eder. Soyut kavramlar yaşantılar sonucunda oluşan somut görüntülerin yer aldığı şemalar aracılığıyla anlaşılmaktadır.14 Birey dili kullandığı gibi farkına varmadan kavramsal metafor sistemini kullanır.12 Bu bilgi işleme süreci sürekli devam eden güncellenen bir sistemdir.

Metafor bilgileri birleştirir, davranışlara ve karar verme süreçlerine yön verir.

Bilginin doğrudan ve görünür şekilde öğretilemeyen ve çoğu zaman dile getirilemeyen kısmı “örtük (tacit) bilgi” -(İmplisit –Prosedural bilgi /inanış) olarak tanımlanmaktadır. Değişime karşı dirençli ve tutucu olan örtük bilgi; filogenetik olarak görünür (explicit) bilgiye göre daha eskidir. Daha hızlı oluşur ve farklı bilgilerin bir arada sentezlenmesi sonucu yapılan çıkarımlar örtük bilgiye dayanır.15 Örtülü bilgi düşünmeyi yönlendiren kural ya da programlar bütününü temsil eder. Metaforlar örtük olan sisteme erişim ve müdahale aracıdır.

Metafor ve Nörobiyoloji

Bilişsel işleyişin temelindeki nörolojik işleyişi hızlandırır ve anlamayı kolaylaştırır.16 Metaforlar yalnızca konuşma biçimleri olarak tanımlanmazlar aynı zamanda metaforik konunun ağı ile bağlantı yapan nöron haritalarıdır. Örneğin yolculuk ağı ve aşk ağı arasında bilinen “Aşk bir yolculuktur” metaforunda bu bağlantı kullanılmaktadır.17 Yineleyici uyaranlar sinaptik bağlantılarda yaratma, güçlendirme ya da düzenleme (bağlantıların zayıflaması da aynı yol üzerindendir) gerçekleştirirler. Değişik türde metaforik haritalamalar beyinde farklı özel ağ bağlantılarını yansıtırlar.18,19 Yapılan fMRI çalışmalarında metaforların spesifik bir nöronal mekanizma üzerinden işlem gördüğü saptanmıştır.20

Terapide metafor kullanımı hangi durumlarda tercih edilir?

İyi terapötik ilişki kurduğumuz, her durumda metaforları devreye sokabiliriz. Çocuk ve gençlerin terapilerinde, ailelerde, imgelemekte zorlanan danışanlarla çalışırken, direnç varlığında kullanımı hayli yararlıdır. Özellikle kişilik bozuklukları ile çalışırken değişimle ilgili metaforlardan yararlanmak hem terapistin hem de danışanın cesaretinin kırılmasını önler.21 Kuşkuculuk ve alınganlık özellikleri belirgin olan kimselerde kullanılan metaforları seçerken yanlış anlaşılmalara yol açma riski özellikle dikkate alınmalı, olabildiğince nötr metaforlar tercih edilmelidir.

Terapide metafor kullanımının incelikleri nelerdir?

İyi terapötik ilişki kurulmalı, yüzleştirmeler yaparken yumuşak geçişler kullanılmalıdır. Kullanacağımız metaforlar danışanın yaşamına uygun olmalı, onun tarafından da kabul görmelidir. Bir danışan için oldukça etkili olan bir metafor bir başkası için etkisiz ya da rahatsız edici olabilir. Bir diğer önemli konu terapistin kullandığı metaforu içselleştirmiş olması ve inceliklerine hâkim olması gerektiğidir. Terapistin aklına yatmayan bir uygulamanın danışan tarafından da anlaşılıp, kabullenilmesi beklenemez. Metafor danışanın anlayacağı biçimde iyi anlatılmalı; danışan, metaforu benimsemesi ve katılım sağlaması için teşvik edilmelidir. ‘’Bu söylediğiniz bana şöyle bir öyküyü hatırlattı’’, ‘Bir danışanımın bu durumda şu örneği vermişti, ‘’Bu anlattığınız durumla ilişkili olabilecek bilgilendirici bir videoyu paylaşmak isterim, sonra üzerinde konuşuruz ne dersiniz?’’ gibi cümlelerle danışanın çağrışımları ve katılımları teşvik edilebilir. Danışana ve terapiste uyan metaforlar keşfedilen, üretilene değin araştırılmaya devam edilmelidir.

BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ MODELİ

BDT uygulamalarında, bilişsel ve davranışçı yaklaşımlar bir araya getirilmiştir. BDT güncel sorunların çözümü ve işlevsel olmayan düşünce ve davranışların değişimini sağlamasının yanı sıra, pek çok Eksen I ve Eksen II bozuklukların tedavisinde kullanılan kanıta dayalı bir tedavi yaklaşımıdır.22

BDT’nin kurucusu Beck,hastaların seans içindeki ve dışındaki düşüncelerini ele aldıkça düşüncelerle duygular arasında görülebilir bir ilişki olduğunu fark eder: “Yüzeyde gözün gördüğünden çok daha fazla keşfedilmeyi bekleyen şey var. Ruhsal sorunların altında bilinçte ya da bilince çok yakın duran düşünce sorunları vardır” sonucuna ulaşır.23 Beck’in modeline göre; sözlü bilişlerimiz ve görsel imajlarımız hissettiğimiz duygularla ilişkilidir ve bu terapide ortaya konulmalıdır.22 Terapistin görevi, insanların olayları ve durumları değerlendirme biçiminin, hissettiği duyguları belirlediğini danışana göstermektir ve danışanın yorumlarının önceki tecrübeleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koymaktır.24

Bilişsel modele göre, yaşanan bir olay ya da durumun ardından hangi duygunun ortaya çıkacağını belirleyen; olayla ilgili yapılan yorumlar, yani düşünce biçimleridir. A noktasındaki olaya (uyaran), C noktasında verilen duygusal yanıtı (tepki) belirleyen; A ile C arasındaki B noktasın­da, A olayı ile ilgili olarak yapılan yorumdur.25 B noktasındaki “otomatik düşünceler” bu yorumun ne biçimde yapılacağını belirler. B noktasında A olayı ile ilgili yapılan farklı yorumlar, C noktasında farklı duyguların ortaya çıkmasına, D noktasında belli türde davranma eğilimine neden olur. ABCD düzeyindeki tanımında amaç hastanın katı­laşmış otomatik düşünce biçimlerini esnetmek ve ona çok seçenekli düşünmeyi öğretmektir.25

Bilişsel modele göre olgu formülasyonunda, kişi karşılaştığı “nesnel durumu” mevcut bilişsel alt yapısı nedeniyle çarpıtır. Bu çarpıtma sonucunda ortaya çıkan “otomatik düşünceler”, işlevsiz bir takım duyguların ve çoğunlukla bu duygularla ilişkili davranışların ortaya çıkmasını sağlar.26 Bu tür çarpıtmalara; “ya hep ya hiç” tarzı düşünme, aşırı genelleme, zihinsel filtreleme, olumluyu yok sayma, sonuca atlama, zihin okuma, geleceği okuma, büyütme, küçültme, felaketleştirme, duygudan sonuç çıkartma, etiketleme, kişiselleştirme, -meli -malı ifadeleri ve işlevsel olmayan düşünme; örnek olarak verilebilir.26

Beck ve Emery24 tarafından kaleme alınan bilişsel terapilerin temel ilkelerini özetleyecek olursak:Bilişsel Davranışçı Terapiler soruna ve sorun çözmeye yönelik; zamanla sınırlı, danışanla işbirliği üzerine kurulu, yapılandırılmış terapilerdir. BDT’de danışanın kendi düşünce biçimlerini tanıyıp anlaması, bilişsel çarpıtmalarını fark etmesi, düşünce biçim ve içeriğinin daha işlevsel olanlarla yer değiştirmesi, düşünce ve buna bağlı davranışları ile ilgili daha gerçekçi değerlendirmeler ve plan­lar yapması, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmesi hedeflenir. Terapilerde terapist danışan için erişilebilir ve güvenli bir bilgi kaynağıdır. Terapinin en önemli bileşenlerinden olan eğitim, ilk değerlendirme aşamasından başlar ve terapi sonlanana kadar sürer. BDT’de ev ödevleri, tedavinin olmazsa olmaz bileşenlerindendir. Seanslarda yapıldığı gibi seans dışı zamanlarda da otomatik düşüncelerin ABCD modeline göre kaydedilmesi; bilişsel çarpıtmaların saptanması, düşüncelerin kanıt-karşı kanıt yöntemi ile analiz edilmesi, kararların avantaj-dezavantaj yöntemi ile gözden geçirilmesi, daha işlevsel olan davranış planlarının oluşturulması, puan ve derecelendirmeler yapılması, belirlenebilecek ev çalışmalarına örnektir. Ev ödevleri yardımı ile danışan yaşantısı, düşünce ve davranışları hakkında daha fazla veriye ulaşılabileceği gibi, seanslarda edinilen kazanımların bir takım alıştırmalarla pekiştirilmesi hedeflenir.

BDT’ye göre değişimin sağlanabilmesi, biliş ve davranışların değişmesi ile mümkündür. Metaforlar seans sırasında ortaya çıkan bilişlerin (hot cognitions) ele alınması ve dönüştürülmesiyle, daha etkili sonuçlar elde edilir. Sağlanılan duygusal uyarılma ile rahatsızlığa yol açan bilişler yakalanarak sınanmaları kolaylaşır ve daha kalıcı değişikliğe zemin hazırlanır. İşlevsel olmayan bakış açısını değiştirmeye metaforik örneklerin katkısı, doğrudan anlatımlara kıyasla daha fazladır.

BDT’de hangi aşamalarda metafor kullanabiliriz?

Terapi rasyonelinin; terapi ilişkisi ve sürecinin danışana açıklanması, duruma özgü psikoeğitimin yapılması, bilişsel modelin ve ABC modelinin aktarılması, otomatik düşünceler, ara inanç, kurallar sayıltılar ve temel inançların açıklanması ve keşfi, bilişlerin ortaya çıkartılması, düşünce ve yorumların duygu-düşünce-bedensel belirti ve davranışlara etkisinin analizi, bilişsel yanlılıkların analizi, imgeleme, davranışsal deneyler ve yaşantısal çalışmalar da dahil olmak üzere her aşamada metaforlardan yararlanabiliriz.

BDT SEANSLARINDA KULLANILABİLECEK METAFORLARA ÖRNEKLER

Terapi rasyonelinin aktarılması, psikoeğitimi, bilişsel modelin ve ABC modelinin aktarılması, otomatik düşünceler, ara inanç, kurallar sayıltılar ve temel inançların açıklanması, düşünce ve yorumların duygu-düşünce-bedensel belirti ve davranışlara etkisinin örneklenmesi için aşağıdaki metinden yararlanabilirsiniz. Bu metindekilerinin ne kadarının, ne kadar sürede, kaç seansta, ne şekilde aktarılacağı; tamamen danışanın gereksinimlerine, terapi ilişkisinin durumu ve terapi gidişatına göre tasarlanmalıdır.

Bilişsel Modelin Aktarılması

 “Biz insanlar; genelde içine doğduğumuz ortamların biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel özelliklerine göre şekilleniriz. Bu sayede sahip olduğumuz şemaların güdümünde, olayları pek de derinlemesine düşünmeden, basmakalıp biçimde değerlendirme eğiliminde oluruz. Neredeyse otomatikleşmiş duygu, düşünce ve davranışları deneyimler; kanıtlara bakmaksızın hep aynı sonuçlara varırız. Oysa olayların arka planını inceleme fırsatımız olsa, bazen “gerçek”lerin hiç de bizim sandığımız gibi olmadığını görürüz.

Bir mağazanın önüne park ettiğiniz aracınıza doğru ilerlerken, adamın birinin gözünüzün içine baka baka elindeki yağlı boya dolu bir kovayı aracınıza boca ettiğini gördüğünüzü hayal edelim. Bu durumda öfke, telaş, korku, dehşet, çaresizlik gibi pek çok olumsuz duygu deneyimleyip belki o kişiyi engellemek ya da cezalandırmak için üzerine doğru koşacak, belki bağırıp yardım isteyecek, belki polis çağıracak, belki öylece kalakalacaksınız. Belki bedeninizde terleme, buz kesme, ağız kuruluğu, kalp çarpıntısı, bayılacak gibi olma ya da uyuşma yaşayacaksınız. Tüm bunlar; bir kişinin arabanıza -hem de bilerek ve büyük keyifle- zarar verdiğini düşünmenizle ortaya çıkacak. Belki siz de ona zarar vermek isteyeceksiniz. Peki siz o kişinin üzerine doğru koşarken bir anda jenerik müzik eşliğinde bir alkış kopsa, arabanızın yanından elinde kamera ve mikrofonlarla en sevdiğiniz sunucu çıksa ve “Kameraya el sallayın, canlı yayındasınız, şakalandınız” dese, o sırada ne hissedersiniz? Belki biraz bozulur, aldatıldığınız için bir miktar kızgın ya da gücenik hisseder ama bir yandan da gülümseyip sunucuya sarılırken kameraya el sallarsınız. Bedeniniz biraz gevşemiş, yüz kaslarınız gülmekle meşgul; kalp atışlarınız yavaşlamış, boyayı döken kişiyle sarmaş dolaş poz veriyor, şakalaşıyor olabilirsiniz.

Set ekibi bir yandan arabanızın üstüne -siz mağazadayken- serdikleri şeffaf brandayı toplayıp arabanızın zarar görmediğini size gösterir, bir yandan da seyircileri etkilemek için yakın plan çekimler yaparken; gelin biz de zihniniz ve bedeninizin milisaniyeler içinde yaşadığı duygu, düşünce ve davranış değişikliklerine yakın plandan bakalım. A noktasında arabanıza boya döküldüğü bir sahne gördünüz, B noktasında “Eyvah, arabam!” şeklinde bir düşünceye kapıldınız, C noktasında bunu “öfke” ya da “telaş” gibi bir duygu izledi ve D noktasında bunu çarpıntı gibi birtakım bedensel belirtiler ve “Arabanıza doğru koşma” davranışı izledi. Gördüğünüz sahnenin kamera şakası olduğunu anladığınızda ise “Eyvah!” yorumunuz “Oh, neyse ki!” yorumu ile değişti ve bununla beraber tüm diğer duygu, düşünce, belirti ve davranışlarınız da değişti. Hem de sahne aynı sahne iken! Görüldüğü üzere A noktasında bir olay yaşadığımızda bu olay değişmese de; olayı algılayışımız, yorumlayışımız, bakış açımız ve yorumumuz değişince; B, C ve D’de yaşananlar da değişebilmektedir. Bu, BDT’de ABCD Modeli olarak adlandırılır. BDT ve Şema Terapi’de kişilere bu model yardımı ile kişinin duygu, düşünce, bedensel belirti ve davranışlarını gözlemlemesi, şemalarını tanıması; olaylar karşısında seçenekli düşünmesi, empati kurma, işlevsel olan bakış açıları ve davranış repertuarları geliştirebilmesi konusunda beceriler kazandırmaktır.

A noktasında; değer verdiğiniz bir tanıdığınız yolda yanınızdan geçerken selamınızı almadığını düşünelim. B noktasında “Yazıklar olsun, bana değer vermedi!” diye düşünüp, C noktasında üzüntü duygusu, D noktasında “boğazda düğümlenme hissi” yaşayıp, “kişiyi sosyal medya hesaplarınızdan ve telefondan engelleme” davranışı sergilediniz diyelim. Burada aklınıza gelen ilk düşünceden, kendi duygunuzdan sonuç çıkararak tanıdığınızın niyetinden yüzde yüz emin olmuş ve karşı eyleme geçmiş olursunuz. Peki, size tanıdığınızın birkaç gün önce katarakt ameliyatı olduğunu, henüz pek de iyi göremediğini, olasılıkla sizi görmediğini ya da selam verdiğinizi algılamadığını söyleseydim; duygu, düşünce ve davranışlarınız yine aynı olur muydu?

Kamera şakası örneğinde kamera şakasına gülmeyip, rencide edici bulup program yapımcısına dava açmayı düşünenler, sunucuyu tartaklayanlar ya da oracıkta fenalaşıp hastaneye kaldırılanlar da olabilir. Sahne ne olursa olsun, senaryo başroldeki kişinin sahip olduğu şemalar ve daha önceki deneyimlerinden kazanılmış BCD’lerine göre şekillenecektir.

Bu iki örnekten yola çıkarak olay ya da durumlara verilebilecek tepkilerin kişilerin bakış açılarına göre nasıl da farklı farklı olabileceğini görüyoruz. Kendi gereksinimlerimizi, şemalarımızı ve otomatikleşmiş BCD’lerimizi keşfederek, onları güncelleyerek; daha sağlıklı bakış açıları ve daha işlevsel bir davranış repertuarı kazanabiliriz. Böylece daha doyumlu ve anlamlı ilişkiler kurabiliriz.”

Bu örnekteki metaforlar danışan tarafından da benimsendiğinde ilerleyen seanslarda bir konu üzerinde çalışırken danışana sadece; “kamera şakası örneğinde olduğu gibi” ya da “selam metaforunda olduğu gibi” ya da “Yaşadığın bu son durumu ABC’ye göre bunu nasıl açıklarsın?” dememiz yeterli olacak, birkaç kelime ile o güne kadarki seanslarda edinilen ilgili kazanımların, konuşulan örneklerin tamamı işaret edilmiş, hatırlanmış, bilgi işleme sürecine katılmış olacaktır.

Terapiye getiren nedenlerin ve terapi hedeflerinin incelenmesi

Danışanın bilişlerini ortaya çıkarmak istediğimizde “ne düşünüyordun?” ya da “aklından neler geçiyor?” diye sorduğumuzda yanıt almamız her zaman mümkün olmaz. Bunun yerine “Zihnini kaydeden bir kamera olsaydı hangi görüntüler ve sesler olurdu, bize ne gösterirdi?” diye sormak aradığımız bilgiye önce danışanın kendisinin sonra da bizim erişmemizi sağlar. Danışanlara terapi hedeflerimizi sorduğumuzda genelde ya belirsiz yanıtlar alırız ya da “mutlu olmak istiyorum” şeklinde soyut bir yanıt alırız. Terapi hedefini belirlerken “Dünyaya yeniden gelsen ne olmak isterdin?” ya da “Elinde sihirli bir değnek olsa neleri değiştirmek isterdin?”, “Aynaya baktığında ne görüyorsun?”, “10 yıl önceye gitseydik, 5 yıl sonraya gitseydik neyi farklı yapıyor olurdun?” vb sorular sormak yaşantısal bir tepki oluşturur, danışanın kavramsal dünyasına girmemizi, bilgi işleme sürecinin harekete geçmesini, bilişlerin dile gelmesini sağlar. Tüm bunlar değişimi başlatır.

Terapi ilişkisi ve işleyişinin aktarılması: Danışanları psikoterapinin işleyişi ve onların rol ve sorumlulukları konularında bilgilendirmek tedavinin en önemli adımlarından biridir. Şu şekilde bir bilgi verebiliriz: “BDT’de iki uzman, bir konu hakkında bir ekip olarak hareket eder. Sen rahatsızlığın konusunda, ben de onun tedavisi konusunda uzmanım. Bunu bir bakıma bir bebeğin dünyaya gelmesi gibi düşünebiliriz. Terapist olarak ben senin doğum yapmana yardımcı olan ebeyim, ama doğumu sen yapacaksın…’’. Padesky ve Greenberger tarafından kaleme alınan Evinizdeki Terapist’te bu işleyiş; Çinli bir bilgenin, balık tutarken yanına yaklaşan aç bir kadına balık vermek yerine ona balık tutmayı öğretmesi metaforu kullanılarak anlatılmıştır.21

Terapi becerileri hakkında bilgilendirme ve motivasyonu güçlendirme

Danışanlar çoğu zaman psikoterapi sürecindeki kazanımları, bilişsel ve davranışsal değişiklikleri sağlamakta zorlanırlar. Burada tüm bu kazanımların tıpkı bisiklet sürmeyi, yüzmeyi, enstrüman çalmayı, dans etmeyi, otomobil kullanmayı öğrenmekte olduğu gibi bir beceri eğitimi olduğu aktarılabilir.21 Danışana sadece kullanma kılavuzları, biyografiler inceleyerek ya da gözlemleyerek bu saydıklarımızdan herhangi birini ilk denemede başarıp başaramayacağı sorulabilir. “Bunlar seni …………… yapmaya yeter mi? Yoksa deneme ve pratik yapmaya mı ihtiyacın var?” soruları yönlendirilebilir. Görüşleri öğrenildikten sonra geçmiş repertuarından yararlanılmak için ilk denemelerde başaramadığı ancak zamanla ustalaştığı neler var hatırlaması ve listelemesi sağlanabilir. Tüm bunlar danışanın kavramsal dünyasında, duygusal, bilişsel ve davranışsal önemli bir değişiklik yaratacaktır.

İsteksizlik-eylemsizlik- davranışsal aktivasyon konusunda içgörü geliştirmek

Bir türlü karar veremeyip harekete geçemeyen bir danışana “Bilet almazsan sana piyango çıkma olasılığı nedir?” diye sorabiliriz. Olasılıkla danışan “Elbette yüzde sıfır” diyecektir. “Peki, bilet alırsan çıkma olasılığı nedir?” diye sorabiliriz. Çok düşük bir oran bile verse; diyelim “milyonda bir” olsun, “Milyonda bir mi büyük yoksa “yüzde sıfır” mı büyük?” sormak ve sonra danışanın biraz düşünmesine zaman tanımak yerinde olacaktır. Küçücük bir olasılık da olsa denemenin hiç denememekten daha avantajlı olduğunu kendisinin çıkarsamasını; harekete geçmek için gerekli istek ve enerjinin oluşmasını beklemeliyiz. Burada amacımız didaktik bir şekilde bir şey öğretmek ya da akıl vermek, “haydi yap” demek değil, danışanın farkındalığına ve bilişsel yeniden yapılanmaya aracılık ve sakince eşlik etmek olmalıdır.

Bazen karikatürler ya da başka görseller, mizah ya da ironi kullanmak; danışanın kendi durumunu dışarıdan değerlendirmesini sağlar. Burada kullanacağımız içeriğin incitici, küçük düşürücü olmadığından emin olmalı, tereddüdümüz olan durumlarda bu materyalleri kullanmamalıyız.

Bu yazıda BDT etkinliğini artırmada metaforların işlevleri ve klinik kullanımına bazı örnekler aktarılmıştır. Bu konuda ustalık kazanabilmek için metaforlarla ilgili klinik örneklerin aktarıldığı, özellikle üçüncü dalga bilişsel davranışçı psikoterapiler alanındaki kaynakların izlenmesi önerilir.

Bu yazı Bilim ve Ütopya Dergisi’nde yayımlanmıştır.

Kaynakça

  1. https://www.etimolojiturkce.com/kelime/metafor
  2. Türk Dil Kurumu Sözlüğü, 2012.
  3. Amundson, NE. (2009). Metaphor making: Your career, your life, your way: Ergon Communications, Richmond, s.l.
  4. Piştof S, Şanlı E. Using Metaphor in Cognitive Behavioral Therapy. JCBPR. 2013; 2(3): 182-189.
  5. Huestis, N. (1991). Clinical Metaphor Telling: Counsellors’ Intentions Beliefs and Experience, Canada, s. 61.
  6. Rosenman, S. (2008). Metaphor, meaning and psychitry. The Royal Austrian and New Zealand College of Psychiatrists, 16 (6), 391-396.
  7. Karaırmak Ö, Güloğlu B, (2012). Metafor Aracılığıyla Grup Sürecinde Güven Kavramı: Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Yayınları, Ankara, s. 41.
  8. Kok JK, Lim CM, Low SK. (2011). Attending to Metaphor in Counselling: IACSIT Press, Singapore, s. 54-58. Acceptance and Commitment Therapy, An Experiential Approach to Behavior Change, Steven C. Hayes, Kirk D. Strosahl, Kelly G. Wilson, The Guilford Press, New York London.
  9. Lakoff, G., Jonhson, M. (1980). Metaphor we live by. Chicago : University of Chicago Press.
  10. Shinebourne, P., Smith, J. A. (2010). The communicative power of metaphors: An analysis and interpretation of metaphors in accounts of the experience of addiction. Psychology and Psychotherapy: Theory, Research and Practice, 83,59-73.
  11. Patton, M. Q. (2002). Teaching and training with metaphors. American Journal of Evaluation, 23(1), 93-98.
  12. Lakoff, G. (1993). The contemporary theory of metaphor. In A. Ortony (Ed.), Metaphor and thought. Second edition (pp. 202–251). Cambridge: Cambridge University Press.
  13. Schnitzer, M. L., Pedreira, M. A. (2005). A neuropsychological theory of metaphor.Sciences, 27, 31–49.
  14. Lakoff, G. (1990). The invariance hypothesis: Is abstract reason based on image-schemas? Cognitive Linguistics, 1, 39–74.
  15. Batmaz S. Bilişsel Davranışçı Psikoterapilerde Psikopatolojiyi Açıklama Farklılıkları: Metakognitif Terapi. 49. Ulusal Psikiyatri Kongresi, 25.9.2013.
  16. Rowat R, Stefano JD, Drapeau M. (2008). The Role of Patient Generated Metaphors On In-Session Therapeutic Processes. Archives of Psychiatry and Psychotherapy, 1:21-27.
  17. Tendahl M, Gibbs Jr. Complementary perspectives on metaphor: Cognitive linguistics and relevance theory, Journal of Pragmatics, Volume 40, Issue 11, November 2008, Pages 1823-1864.
  18. Seitz, J. A. (2005). The neural, evolutionary, developmental, and bodily basis of metaphor.New Ideas in Psychology,23, 74–95.
  19. Bartczak M, Bokus B. Cognitive Representations (Metaphorical Conceptualizations) of PAST, FUTURE, JOY, SADNESS and HAPPINESS in Depressive and Non-depressive Subjects: Cognitive Distortions in Depression at the Level of Notion. J Psycholinguist Res. April 2015, Volume 44, Issue 2, pp 159–185.
  20. Shibata, M., Abe, J., Terao, A., Miyamoto, T. (2007). Neural mechanisms involved in the comprehension of metaphoric and literal sentences: An fMRI study. Brain Research,1166, 92–102.
  21. Padesky C, Greenberger D. (2008). Evinizdeki Terapist. Altın Kitaplar, İstanbul, s. 10-305.
  22. Beck JS. Cognitive Behavior Therapy Basics and Beyond. (2nd ed). New York: The Guilford Press; 2011.
  23. Türkçapar MH, Sargin AE. Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler: Tarihçe ve Gelişim Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler: Tarihçe ve Gelişim. JCBPR 2012;1(1):7-14.
  24. Beck AT, Emery G. Anxiety disorders and phobias: a cognitive perspective. New York: Basic Books, 1985.
  25. Sungur MZ. Bilişsel Davranışçı Terapilerin Gelişim Öyküsü. Psikoterapiler El Kitabı. Tangör A (Ed). İzmir: Ege Psikiyatri Sürekli Yayınları,1997;4: 50-66.
  26. Özdel K. Dünden Bugüne Bilişsel Davranışçı Terapiler: Teori ve Uygulama Türkiye Klinikleri J Psychiatry-Special Topics 2015; 8(2):10-20.