Anoreksiya Nervoza ve Yeme Bozuklukları

Anoreksiya nedir?

Anoreksiya Yunanca kökenli bir kelime olup “Sinirsel iştahsızlık” anlamına gelir. Bir hastalık olan Anoreksiya Nervoza ise ilk kez, Kraliçe Viktorya’nın da hekimi olan Sir William Gull tarafından tanımlanmış ve 1874 yılında tıp literatürüne girmiştir.

Anoreksiya Nervoza kilo alma korkusu ve ince bir bedene sahip olma arzularının; kişinin ruhsal ve bedensel sağlığını, neredeyse tüm yaşamını ve ilişkilerini bozacak nitelikte olduğu ruhsal bir rahatsızlıktır. Kişinin bedenini algılayışı yani “beden imgesi” bozulmuştur. Kişinin beden ağırlığı; yaşı ve boyuna göre hesaplandığında, olması gereken sağlıklı alt sınırın oldukça altındadır. Buna rağmen kişi kendisini ya da bazı beden bölümlerini aşırı şişman bulur ve kilo almaktan aşırı derecede korkar. Tüm enerjisini, daha zayıf olmak için benimsediği uğraşlara adar. Kişinin kendilik değeri ve özsaygısı zayıf görünmeye bağlı hale gelmiştir.

Anoreksiya Nervoza’da kişiden kişiye değişen sıra dışı bir yeme tutumu ve davranış repertuarı vardır. Temel olarak enerji alımının kısıtlanması, kilo alımını güçleştiren davranışlar, sıra dışı yeme ritüelleri, aşırı egzersiz, tıkınırcasına yeme ya da çıkarma; çeşitli ilaç, müshil ve idrar söktürücüleri -sözde kilo kaybetmek için- gelişigüzel kullanma gibi davranışlar görülür. Kişiler yiyecek ve içeceklerin tek tek kalori hesabını yaparlar.

Anoreksiya Nervoza tedavi edilmezse ilerleyebilen, bedensel bedelleri ciddi olan, hatta ölümle dahi sonuçlanabilen bir rahatsızlıktır.

Toplumsal yargıların anoreksiyalı hastalar üzerindeki etkisi nedir?

Yirminci yüzyıl öncesine kadar hafif toplu olmak sağlık ve varlık göstergesi iken günümüzde zayıflık bir yükselen değer olmuştur. Zayıf olmanın, “zarafet, güzellik, başarı, mutluluk, gözdelik ve çekiciliği” temsil ettiği şeklindeki kültürel baskıların, kişileri diyet ve egzersiz yapmaya, estetik işlemler yaptırmaya yönlendirdiği açıktır. Küresel medyada sunulan ‘ideal’ beden görünümü yanılgısı ile kişilerde kilo fobisi ve beden memnuniyetsizliği oluşturulmaktadır. Oyuncu, balerin, manken, güreşçi, atlet gibi beden biçiminin önemli olduğu meslek gruplarında yeme bozuklukları daha sık görülmektedir. Ünlüler başta olmak üzere pek çok kimsenin sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflar üzerinde oynama yaptıklarını; çeşitli inceltici, boy uzatıcı uygulamalarla kendilerini olduklarından daha zayıf, uzun, biçimli ve zinde göstermeye çalıştıklarını görüyoruz.

Günümüz dünyasında idealize edilen ve tektipleştirilen beden algısı, popüler kimseler başta olmak üzere,  hemen herkesi etkisi ve baskısı altına almış durumdadır. Zayıflama, diyet, spor ve estetik uygulamaları neredeyse hiç bir ekonomik krizden etkilenmeksizin piyasalaşmakta, yaratılan arz talebi ile buluşmaktadır.

Özellikle gençlerde akranların yeme tutumunun kişileri etkilediği, rekabet ve akran zorbalığının da yeme bozukluklarına zemin hazırladığı bilinmektedir. Zayıflığın paha biçilemez olarak algılandığı bu düzenin bedeli, Anoreksiya Nervoza tanısı olan kişiye ne yazık ki çok daha ağır olmaktadır.

Yetişkinlikte ortaya çıkan Anoreksiya Nervoza ergenlikte görünenden farklı mıdır?

Anoreksiya Nervoza için en riskli yaşlar ergenlik yaşlarıdır. Genelde ergenlik döneminde başladığı bildirilir ancak çok ender de olsa daha erken, ya da ileri yaşlarda başladığını bildiren çalışmalar vardır. Yetişkinlikte görülen Anoreksiya Nervoza temelde ergenliktekine benzer özellikler gösterir. Çoğu olguda çocuklukta obezite ya da yeme bozukluğu öyküsü vardır. Erişkinlikte mevcut tabloya iş ve özel yaşamda ilişki sorunları eklenebilmektedir. Sosyal ortamlardan kaçınma, cinsel sorunlar, adet görememeye bağlı gebe kalamama, eşlik eden depresyon ve anksiyeteye bağlı görev ve sorumluluklarda aksaklıklar; nikotin, alkol, madde, ilaç, kafein, gazlı içecek bağımlılıkları görülebilir.

Yetişkinlikte devam eden Anoreksiya Nervoza’nın özellikleri, belirtileri nelerdir?

Kişiler “Şişmanlatıcı” ilan ettikleri gıdalar başta olmak üzere gıda alımını oldukça kısıtlarlar. Aşırı enerji harcar, tükenircesine egzersiz yaparlar. Günün büyük kısmında gıda ile zihinsel düzeyde aşırı uğraşır, planlar yapar, yemek tarifleri toplar, başkaları için özel yemekler yaparlar. Ayna karşısında saatler geçirir, sık sık tartılır, gizli gizli ya da tıkınırcasına yer sonra pişmanlık duyup kusabilirler. Başka gündemleri neredeyse yoktur. Arkadaşlarından ve etkinliklerden uzaklaşırlar. Kilolu olduklarını düşündüklerinde günler, haftalar boyunca eve kapanabilirler. Yemek yerken lokmaları küçük parçalara bölme, törensel yeme, uzun uzun çiğneme, yemekli davetlere gitmeme ya da tok gitme, dikkat çekmemek için bol bol yiyip yedikten sonra gizlice kusma görülebilir.

Adet görmeme, sürekli üşüme, turuncu cilt, vitamin mineral emilim bozuklukları, diş çürükleri, kemik erimesi, saç dökülmesi, cilt sorunları, kalp ritim bozuklukları, boşaltım sorunları gibi pek çok tıbbi problem yaşarlar. Kalın ve tek tip giyinerek bedenlerini gizlerler.

Çarpıtılmış beden imgesi nedeniyle bedenlerini bir bütün olarak algılayamaz, gerek olmadığı halde bölgesel incelmeler için çok sayıda işlem uygulatır ya da operasyon geçirebilirler. Bu konuda plastik cerrahların uyanık davranması, bu kişileri ameliyat etmek yerine ruhsal destek açısından psikiyatra yönlendirmeleri uygun olur.

Türkiye’de Anoreksiya Nervoza ilgili rakamlar nasıldır?

Dünya üzerinde milyonlarca kişinin yeme bozukluğu hastası olduğu düşünülmektedir. Anoreksiya Nervoza’nın yaşam boyu yaygınlığı kadınlarda %0. 9-2. 2, erkeklerde %0. 3 civarındadır ve sıklıkla ergenlik döneminde başlangıç gösterir (Hudson ve ark. 2007, Watson ve Bulik 2013). Yeme bozukluğu hastalarının önemli bölümünü 12-35 yaş arası kadınlar oluşturur. Hastalığın Türkiye’deki yaygınlığı bilinmemektedir; lise öğrencileri üzerinde yürütülen bir tez çalışmasında hastalığın sıklığı kızlarda %0. 29, erkeklerde %0. 1 olarak bildirilmiştir (Yeşilbursa 1990, Maner 2001). Kadınlarda erkeklere göre 10-20 kat daha sık görülmektedir. Modern toplumlarda ve üst gelir gruplarında daha sık görülmekle birlikte son yıllardaki çalışmalarda gelir açısından fark görülmemektedir.

Anoreksiyalı annelerin yakınları (partner, eş, çocuk) bu durumdan nasıl etkilenir?

Anoreksiya Nervoza hasta ve de yakınları üzerinde ciddi olumsuz etkileri olan bir bozukluktur. Ailelerde işlev bozuklukları, liderlik sorunları, iletişime yönelik mesajların reddi, çatışmaları çözmek yerine kaçınma, diğer aile bireyleri arasında gizli koalisyonlar, içgörü azlığı, inkar, suçlayıcılık ve katılık belirgindir. Anoreksiya Nervozalı bireyin tutumlarının yakınlarını olumsuz etkilediği kadar, yakınlarının işlevsel olmayan tutumları da hastalık belirtilerini artırmaktadır. Şeffaf ve açık iletişim bu ailelerde nadirdir. Sarkastik, alaycı, aşırı eleştirel dile anoreksiyalı bireylerin ailelelerinde sık rastlanır. Anoreksiya Nervozalı bireylerde yaklaşık %90 oranında depresyon, %60 oranında da anksiyete bozukluğu görülür.

Hem kişinin, hem yakınlarının terapi yaklaşımları ile uyum bozucu döngülenmeleri ortadan kaldırılmalıdır. Kişiler arası ilişki sorunları çözülmedikçe tedavide yol almak güçtür. Ebeveynin yeme tutumlarından etkilenen çocuklarda da Anoreksiya Nervoza gelişme riski yüksektir. Eşler arasında cinsel işlev bozuklukları sıktır.

Anoreksiyalı hastaların yakınları hastanın farkındalık kazanması, bir uzmanla görüşmesine ikna etmek için neler yapabilir? 

Anoreksiya Nervoza tanılı hastalar otonomi ve kontrol duygularının sarsılmasına aşırı duyarlıdırlar ve işbirliğine dirençlidirler. Tedavi reddi oldukça sıktır. Hastalığın ciddiyetini kavrayamazlar. Zihinleri tek tip düşünmeye koşullanmıştır ve esneme kapasiteleri zayıflamıştır. Tedavilere kilo alacakları endişesi ile karşı çıkarlar, içgörüleri zayıftır. O nedenle yakınlarının ısrarcı ve baskıcı olmalarındansa, şefkatle ve yargılamadan yaklaşmaları yerinde olur. Sorunlu ya da suçlu hissettirmek yerine sorunu beraber çözmeyi teklif etmeli, kararlı ve tutarlı davranmalılar. Yetişkin Anoreksiya Nervoza olgularında pek çok terapi yönteminin etkin olduğu gösterilmiştir. Bilişsel davranışçı terapi ve kişiler arası terapinin kanıt değeri oldukça yüksek olduğundan yakınlarının da çeşitli aşamalarda terapiye dahil olması tedavi başarısını artıracaktır. Empati, pozitif ve destekleyici tutum gibi unsurlar tedavinin olmazsa olmazıdır.

Yeme bozuklukları tedavisi nasıl olur?

Tedavi psikiyatri uzmanının öncülüğünde, hastanın durumuna göre dahiliye, endokrinoloji, kardiyoloji, fizik tedavi uzmanı, kadın hastalıkları ve doğum, beslenme uzmanı ve psikoterapistlerle işbirliği halinde yapılmalıdır. Kesin bir ilaç tedavisi yoktur ve asıl tedavi ilaç kullanımı değildir. İlaçlar psikoterapi ile birlikte kullanılmalıdır. Uygun dozda ve sürede kullanılırsa tedaviye katkıları olmaktadır. İlaç tedavilerini psikiyatrlar düzenler. Diğer tıbbi sorunlarda ilgili branş hekimleri tedavi uygularlar. Psikoterapi vazgeçilmezdir, aile ile işbirliği ve ailenin tedaviye doğru katılımı önemlidir. Tedavideki ilk hedef genellikle tedavi talebi az olan hastanın tedavi iş birliği yapmasını sağlamaktır. Psikoterapi ile tedavi sonuçları oldukça yüz güldürücüdür.

Uzm. Dr. Arzu Erkan Yüce